Akıllı telefonlar: Dikkat Ekonomisinin* Truva Atları

Yazarımız, akıllı telefonsuz okulları savunmaktadır. Waldorf okulunda okuyan üç çocuğu olan bir baba, yönetim kurulu üyesi ve geleceğin medya eğitimcisidir.
Beware of Greeks Bearing Gifts, 1874 - Henri-Paul Motte

Yazan: Volker Bogatzki, Çeviren: Türkü Çetin

Öğretim; ilişkiler, mevcudiyet ve dikkatle hayat bulur. Çocukların ve gençlerin ortak bir konu, kişi veya soruyla etkileşim kurmasıyla gelişir. Ancak akıllı telefonla birlikte, bu diyalogda öğretmen ve öğrencinin yanında üçüncü bir taraf yer alır. Görünmez ama etkili olan bu üçüncü taraf, genellikle konsantrasyon, dikkat veya azim gerektiği anlarda müdahale eder, cezbeder, değerlendirir ve yorum yapar.

Bu üçüncü taraf okula ait değildir. Hiçbir pedagojik amacı, müfredatı veya insan gelişimine dair sorumluluğu yoktur. Yine de sürekli olarak mevcuttur. Yüksek sesli veya açıkça rahatsız edici değil, aksine rahat ve her zaman ulaşılabilirdir. Bu nedenle soru, çocukların akıllı telefon kullanmayı öğrenip öğrenemeyeceği değil, okulların sınıfta böyle bir üçüncü tarafa sürekli olarak tahammül edip edemeyeceğidir. Bu bakış açısından, akıllı telefon bir araçtan çok bir Truva atı gibi görünmektedir. Ancak başlangıçta, rahatsız edici bir faktör olarak değil, sözde bir çözüm olarak değerlendirilir. Organizasyon, iletişim ve katılım vaat eder. İşte tam da bu yüzden içeri girmesine izin verilir. Ancak, iç dünyasında işleyen şey zamanla ortaya çıkar: Kesintiye, uyarana ve geçirilen zaman miktarına odaklanan ve bu nedenle öğrenmeyle, ilişkiyle ve derinleşmeyle yapısal bir gerilim içinde olan bir dikkat ekonomisi* mantığı.

Koruma önceliklidir.

Bu değerlendirmenin kültürel olarak karamsar bir abartı olmadığını, mevcut araştırma durumuna bakarak görebiliriz. Önemli bir referans, Alman Leopoldina Ulusal Bilimler Akademisi’nin, sosyal medya, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı üzerine hazırladığı tartışma belgesidir**. Leopoldina, “gençlerin ruh sağlığında küresel kriz”den bahsetmektedir. Belgeye göre, yoğun akıllı telefon ve sosyal medya kullanımı; uyku sorunları, dikkat eksikliği ya da bozuklukları, depresif belirtiler ve bağımlılık davranışı ile yakından ilişkilidir. Özellikle dikkat çekici olan, buradan çıkarılan sonuçtur: Nedensel ilişkiler bilimsel olarak henüz tam olarak anlaşılmamış olsa bile, “Önlem İlkesi”** uygulanmalıdır. Zarar şüphesi sağlam temellere dayanıyorsa, koruma öncelik taşımalıdır.

Mevcut çalışmalar, akıllı telefonların uzun zamandır büyümenin temel bir altyapısı haline geldiğini göstermektedir. Öğrenme, molalar ve sosyal etkileşimler artık sadece dijital uyarıcıların sürekli olarak sunulduğu koşulların yanında değil, çoğu zaman öncelikle bu koşullar altında gerçekleşiyor. Böylece okul, pedagojik hedeflerin dijital platformların temel çıkarlarıyla rekabet ettiği bir yer haline geliyor: mümkün olduğunca çok, mümkün olduğunca sık ve mümkün olduğunca uzun süre dikkat çekmek. Bu, bilinçli bir seçim değil, alışkanlık haline getirilmiş bir durumdur ve ideal olarak, kullanım artık bir karar olarak değil, doğal bir şey olarak algılanır. Bir kişi bir platformda ne kadar uzun süre kalırsa, ekonomik olarak o kadar değerli olur. Sonsuz kaydırma, algoritmik olarak optimize edilmiş akışlar ve doğal molaların yokluğu tesadüf değil, sistem tarafından alınan kararlardır. Duyguları güçlü bir şekilde harekete geçiren içerik, olgusal bilgilerden daha güvenilir bir şekilde dikkat çeker. Platformlar birinin ne zaman tıkladığını, kaldığını veya geri döndüğünü ne kadar iyi bilirse, içerik o kadar verimli bir şekilde sunulabilir. “İyi” kullanıcılar bilgili olanlar değil, tahmin edilebilir olanlardır.

Bu nedenle, tutarlı bir yanıt sadece daha fazla yetkinlikten ibaret olamaz. Medya okuryazarlığı sürekli kullanımdan değil, kendini uzaklaştırma yeteneğinden doğar. Akıllı telefonsuz bir okul gününün nasıl bir şey olduğunu hiç deneyimlememiş olanlar, buna bilinçli bir yaklaşım geliştiremezler. Bu anlamda, akıllı telefonsuz bir okul geriye doğru bir adım değil, eğitim için bir ön koşuldur. Önlem ilkesini takip eder ve aynı zamanda medya okuryazarlığının anlamlı bir şekilde geliştirilebileceği deneyimsel alanlar açar.

Kayıp yerine rahatlama

Birçok öğrencinin bu deneyimi bir kayıp değil, bir rahatlama olarak tanımlaması dikkat çekici. Akıllı telefonların günlük okul hayatında hiçbir rol oynamadığı yerde atmosfer değişiyor: Konuşmalar daha doğrudan, teneffüsler daha canlı, çatışmalar daha somut, can sıkıntısı daha verimli hale geliyor. Her şey kolaylaşmıyor, ancak birçok şey yeniden hissedilebilir hale geliyor. Buradaki özgürlük, sınırsız seçimle ilgili değil, sürekli erişilebilirlikten kurtulmakla ilgilidir.

Bir baba olarak, bu özgürlüğü evde de sağlamanın ne kadar zor olduğunu deneyimliyorum. Kurallar üzerinde anlaşmak çoğu zaman tartışmalara yol açıyor. Yine de tam da bu açıklık içinde hem çocuklar hem de ebeveynler için bir rahatlama ortaya çıkıyor.

Okul ve aile ortamı burada birbirinden ayrı değil, ortak bir sorumluluk içindedir. Sınıfta korunan şeyin evde devamlılığa ihtiyacı vardır. Ortak sınırlar, çocukların çelişkili beklentiler nedeniyle yıpranmasını önler. Eğitimsel bir bakış açısından, sürekli erişilebilirlikten kurtulmak büyük önem taşır. Dikkat, kendiliğinden olan bir şey değil, geliştirilmesi gereken bir beceridir. Eğitim; ritim, mevcudiyet ve korunaklı alanlar gerektirir. Bu nedenle, akıllı telefonsuz bir okul, teknoloji karşıtı bir hareket değil, bilinçli bir eğitim kararıdır.

Truva atları zararsız değildir. İçlerinde somut aktörler barındırırlar. Bu aktörler, Dikkat çeken ve davranışı yönlendiren algoritmalar, iş modelleri ve tasarım kararlarıdır. Bunların okullara girmesine izin verenler, bu savaşçıları da beraberlerinde getirirler.


 

1969 doğumlu Volker Bogatzki, 8 ile 13 yaşları arasında üç çocuk babasıdır. Dijital medya alanında çalışmakta ve Augsburg’daki Özgür Waldorf Okulu’nda veli olarak aktif rol almaktadır; medya çalışma grubunda, veli-öğretmen konseyinde ve yönetim kurulunda görev yapmaktadır. Şu anda medya eğitimcisi olmak için eğitim görmektedir.

Makalenin orijinali: erziehungskunst.de/artikel/smartphones-trojanische-pferde-der-aufmerksamkeitsoekonomie

Yazarımız akıllı telefonu Truva atına benzetiyor. Yunan mitolojisinde bu, Yunanlıların Truvalılara içinde Yunan askerlerinin saklandığı tahta bir at sunma hilesini temsil eder. Bu resim 19. yüzyıldan kalma olup ressam Henri-Paul Motte’ye (1846–1922) aittir.

*ÇN: Dikkat Ekonomisi (Attention Economy): Özellikle reklam odaklı şirketlerin, kullanıcılarının ürünlerine ayırdığı zaman ve dikkati en üst düzeye çıkarmaya yönelik teşviklerini ifade eder. en.wikipedia.org/wiki/Attention_economy

**ÇN: Önlem İlkesi (Precautionary Principle): Önlem ilkesi (ya da ihtiyati yaklaşım), konu hakkında kapsamlı bilimsel bilgi eksik olduğunda, zarar verme potansiyeli taşıyan yeniliklere yönelik geniş kapsamlı epistemolojik, felsefi ve hukuki bir yaklaşımdır. en.wikipedia.org/wiki/Precautionary_principle

Çeviren

Türkü Çetin
Tüm branşların öğrencisiyim. İlgilerim değişken. Seyahat, matematik, müzik, dostlarla muhabbet, birlikte üretme, Marmaris sevdası bâki...